Sitemizde 6203 Adet Biyografi Bulunmaktadır.
Beğen 0

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Kimdir?

Doğum Tarihi: ?? ?? 1634
Doğum Yeri: Marinca köyü, Merzifon, Amasya
Ölüm Tarihi: 25 Aralık 1683
Ölüm Yeri: Belgrad, Sırbistan
Meslek: Sadrazam
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Kimdir?








3 Kasım 1676 – 15 Aralık 1683 tarihleri arasında Osmanlı Devleti’nin Sadrazamı olarak görev yapmıştır.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, 1634 yılında Amasya’nın ilçesi Merzifon köylerinden biri olan Marinca’da doğmuştur. Babası tımarlı sipahi Oruç Bey, annesi Abide Hatun’dur. 4 yaşında yetim kalmıştır. Babası IV. Murat’ın Bağdat’ı ikinci fethinde 1638’da şehit olmuştur. Babasının yakın arkadaşı Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaşıtı Köprülü Fazıl Ahmet Paşa ile birlikte yetiştirilmiştir. Daha sonra Köprülü Mehmet Paşanın kızı ile evlenerek damadı olmuştur.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, büyük zekası sayesinde hızla yükseldi. Köprülü Fazıl Ahmet Paşa‘nın uzun seferleri sırasında İstanbul’da ona sadaret kaymakamı (başbakan vekili) olarak yıllarca vekalet etti. 3 Kasım 1676 tarihinde Köprülü Fazıl Ahmet Paşa ölünce Sadrazam olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, 41 yaşındaydı. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın ideali devleti, Kanuni Sultan Süleyman devrinden daha azametli, daha kuvvetli bir duruma yükseltmekti.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın sadrazam olduktan sonra uğraştığı ilk sorun Ukrayna’da bulunan Kazak Hetmanlığı’nın kime bağlı olacağı ile ilgiliydi. Zaporog ve Sarıkamış Kazakları Hetmanı Doroşenko 1675 yılına kadar Osmanlılara tabi olmuştu. Fakat 1675’den itibaren Rus taraftarlığına döndü. Doroşenko Ruslarla anlaşarak 19 Eylül 1676 tarihinde Sağ Ukrayna Kıyıları Kazakları Hetmanlığını bıraktığını ilan etti ve Rusya’ya sürgüne çekildi.

Merkezi olan Çehrin kalesini Ruslara teslim etti. Bunun üzerine Osmanlı Sadrazamı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Doroşenko’nun azledildiğini bildirdi. Yerine Sağ Ukrayna Kıyıları Kazakları Hetmanlığına İstanbul’da eğitilen Yuri Himelnitski adlı bir papazı atandığını ilan etti. Temmuz 1677’de Şeytan İbrahim Paşa serdarlığı altında bir Osmanlı-Kırım Tatar Hanı ordusu I. Çehrin Seferi’ne başladı.

Bu ordu Ağustos ayında Çehrin kalesini kuşatma altına aldı. Kale Osmanlılar tarafından 23 gün kuşatmaya alındı. Fakat kaleyi kurtarmak için büyük bir Rus ordusu geldiği haberi gelince 29 Ağustos’ta serdar ve Kırım Hanı kuşatmayı bırakarak geri çekildi. Şeytan İbrahim Paşa İstanbul’a dönünce vezirlikten atılıp tutuklandı ve Kırım Hanı Selim Giray hanlıktan azledildi.

Bu başarısızlık dolayısıyla Rus çarı anlaşmak için İstanbul’a bir elçi gönderdi. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Ruslarla harp taraftarıydı ve bir sefer hazırlığına başlamıştı. Ancak Çehrin kalesinden Rusların çekilip bu kalenin Osmanlılara tabi Kazak Hetmanı’na verilirse sulh yapılabileceğini bildirdi. Rus elçisi buna yanaşmadı. Bunun üzerine elçi ülkesine geri gönderildi.

1678’de Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa serdarlığında İkinci Çehrin Seferi başlatıldı. Sultan IV. Mehmet de orduya Silistre’de katıldı. Kara Mustafa Paşa serdarlığında Osmanlı ordusu Ukrayna’da ilerleyerek Çehrin önüne geldi. 21 Ağustos 1678 tarihinde Çehrin Osmanlıların eline geçti.

Rus Çarı Aleksey yeni bir strateji olarak Sağ Ukrayna Kıyıları arazilerinde yaşayan Kazakları zorlayıp Dinyeper Nehri batısındaki bölgelerin nüfusunun küçülmesini hedef almıştı. Diğer taraftan da Ruslar Çehrin’i yeniden ele geçirmek için hazırlığa başladıkları söylentilerini yaymaya başladılar.

Bu söylentileri haber alan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Osmanlı ordusunu yeni bir savaş açmak hedefiyle Edirne’de toplamaya başladı. Rusya Çarı Aleksey ile Lehistan kralı Jan Sobieski arasında Osmanlıların aleyhinde bir dostluk antlaşması imzalandı.

Rusya Çarı, toprak kaybetme riskini göze alamayarak sulh talep etti. Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa da barış teklifini kabul etti. 31 Ocak 1681’de Rusya Çarlığı ve Osmanlı Devleti ile Kırım Hanlığı arasında Bahçesaray Antlaşması imzalandı. Buna göre Dinyeper Nehri Osmanlı Devleti ile Rusya Çarlığı arasında sınır olup sağ yakası (batısı) Osmanlı Devletinin elinde kaldı ve Çehrin kalesi Osmanlılara ait olduğu kabul edildi. Dinyeper Irmağı’nın sol yakasının ise, yani Ukrayna’nın doğusu ve Zaporogya Kazaklar bölgelerinin, Rusya Çarlığı idaresinde olduğu Osmanlılar tarafından onaylandı.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Avusturya seferine çıktıktan sonra paşalarla birlikte savaş divanı kurup Yanıkkale mi yoksa Viyana üzerine mi gidilmesini tartışmıştır. Birçok paşanın bu sene Yanıkkale’nin alınıp seneye daha iyi hazırlanılarak Viyana’nın üzerine gidilmesi fikrine karşı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Viyana üzerine gidilmesine karar vermiştir. Bunun üzerine Osmanlı ordusu Viyana’yı kuşatma altına almıştır.

Mustafa Paşa’nın amacı şehri teslim ile ele geçirmekti. Böylece yeniçerilerin şehri yağmalamalarını önleyecek ve Viyana hazinelerini koruyacaktı. Bu nedenle kuşatma uzadı.

Bu durum Polonya kralı Jan Sobieski komutasındaki 100.000 kişilik Lehistan ordusunun vakit kazanarak Viyana’nın imdadına yetişmesine sebep oldu. Haçlı ordusunun Viyana önlerine gelmesi üzerine askerleri siperlerden çıkararak kuşatmayı kaldıran Mustafa Paşa, savaş pozisyonu aldı. Haçlıların ilk saldırısı üzerine Osmanlı hatları yarıldı ve askerler kaçmaya başladılar. Bunun üzerine Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, ordunun tüm ağırlıklarını geride bırakarak Belgrad’a çekildi.

II. Viyana Kuşatması bozgununun sorumluluğunu taşıyan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, 25 Aralık 1683 tarihinde 49 yaşında Belgrad’da idam edilmiştir. Padişah IV. Mehmet daha sonra düşünüp yapmış olduğu başarılı hizmetlerden dolayı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın başının kesilmesini geri almak istemiş ve ikinci bir emirle affedilmesini emretmiştir. Fakat ikinci emir ulaşana kadar görev verilen ulaklar paşayı idam etmişlerdi. İdam edildikten sonra gövdesi Belgrat’da kalmış, başı İstanbul’a getirilerek Çarşıkapı’daki türbesine gömülmüştür. Kesilip gömülen başının üzerine seng-i ibret (ibret taşı) ibaresi konuldu.

Osmanlının bu hezimeti Avrupa’da büyük sevinçle karşılandı. Artık Osmanlıların yenilmez olmadıklarını gören Avrupa, karşı hücuma kalkmaya başladı. Psikolojik savaş olarak da Osmanlı üzerinde büyük bir kayıp, Avrupalılarda ise büyük bir kazanç olarak değerlendirildi. Bu savaş sonucunda Osmanlının gerileme devrine girdiği kabul edilmektedir. Böylece Türklerin Sakarya Muharebesi’ne kadar sürecek bir geri çekilme süreci başlamış oldu

Biyografide Hata Var

Yorumlar